Site icon TechInside

Yeşil enerji teknolojilerinde son gelişmeler

Yeşil enerji

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayınladığı rapora göre, 2050 yılına kadar beklenen sera gazı emisyonu azaltımlarının %35’i henüz piyasada olmayan teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilecek. Küresel olarak, yeşil enerji teknolojisi pazarı hızla büyüyor. Politika desteği ve elverişli ekonomik koşullar tarafından teşvik edilen bu pazar, oldukça rekabetçi bir ortam. IEA, 2030 yılına kadar yıllık 605 milyar avroya ulaşacağını tahmin ediyor. Ayrıca mevcut seviyelerin üç katına çıkacağını öngörüyor.

Yeşil enerji teknolojilerinde trend

Dünyanın en rekabetçi, yenilikçi bölgelerinden biri olan Avrupa, yeşil enerji teknolojisi pazarının hızla büyümesini hedefliyor. Ayrıca sunduğu benzersiz fırsattan en iyi şekilde yararlanmak için iyi bir konumdadır.

Yeşil enerji teknolojilerine yatırım yapmak, yalnızca AB’nin endüstriyel liderliğini sürdürmekte etkiliyor. Ayrıca AB’de yeni işler yaratmak açısından önemli değil. Aynı zamanda gelecekte Avrupa’nın enerji güvenliğini en üst düzeye çıkarmak açısından da önemlidir.

Son enerji krizi, tek bir tedarik zincirine, bu durumda Rus fosil yakıtlarına aşırı güvenmenin getirdiği zaafların fazlasıyla gerçek bir hatırlatıcısıydı. Yeşil enerji teknolojileri için yerel üretim kapasitesi ve çeşitlendirilmiş tedarik zincirleri kurmak, Avrupa’nın tarihi fosil yakıt bağımlılıklarının yerini alacak yeni temiz enerji teknolojisi bağımlılıkları yaratmaktan kaçınmasını sağlar. Bu fırsatlar Avrupa’ya önemli faydalar sağlasa da, son derece rekabetçi bir küresel pazarda mevcuttur. Dünya çapındaki ülkeler, AB ile birlikte temiz teknoloji pazarındaki fırsatları aktif olarak takip ediyor. ABD, Hindistan, Çin ve Japonya gibi büyük ekonomiler, faydalı olsa da rekabet baskılarını yoğunlaştıran yeşil inovasyona yoğun bir şekilde yatırım yapıyor.

Şu anda AB, ihraç ettiğinden daha fazla net sıfır enerji teknolojisi ithal ediyor. Bu da endüstriyel ve teknolojik bağımlılık riskini beraberinde getiriyor. Yeşil enerjiye yönelik bu bağımlılık, AB ekonomisinin kırılganlığını artırıyor. Örneğin, AB nadir toprak arzının %98’ini ve magnezyumunun %97’sini Çin’den sağlıyor. Bununla birlikte lityumunun yaklaşık %80’ini Şili’den ve kobaltının %60’tan fazlasını Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden alıyor. 2022’de Çinli şirketler, PV tedarik zincirindeki tüm adımlarda küresel kapasitenin en az dörtte üçünü sağladı.

Exit mobile version