Spotlight on Corruption tarafından yayınlanan yeni bir rapor, İngiliz hükümetinin yapay zeka veri merkezi projeleriyle ilgili süreçlerde teknoloji şirketlerine geniş yer ayırırken, yerel halkın ve çevre kuruluşlarının taleplerini göz ardı ettiğini ortaya koyuyor. Temmuz 2024 ile Haziran 2026 arasındaki iki yıllık dönemde bakanların veri merkezleri konusunda gerçekleştirdiği toplantıların yüzde 84’ü özel sektör temsilcileriyle yapılırken, çevre örgütleri tek bir görüşme dahi gerçekleştiremedi. İngiltere’yi bir yapay zeka merkezi haline getirme hedefiyle kurulan ‘Yapay Zeka Büyüme Bölgeleri’ (AI Growth Zones), yerel halkın endişelerine rağmen şeffaf olmayan bir şekilde yönetiliyor.
- Bakanlar iki yıl içinde 137 farklı ticari temsilciyle görüşürken çevre gruplarıyla hiçbir toplantı düzenlemedi.
- Yerel halkla yapılan sınırlı sayıdaki toplantı, bölgeler ‘Büyüme Bölgesi’ ilan edildikten sonra gerçekleşti.
- Yapay zeka şirketleri, eski bakanlar ve üst düzey bürokratlardan oluşan 38 kişiyi danışman olarak bünyesine kattı.
- Hükümet, veri merkezi geliştiricilerine elektrik şebekesine öncelikli erişim sağlama konusunda yasal kolaylıklar tanıyor.
Şirket Temsilcileri Karar Süreçlerinde Öncelik Kazanıyor
Hükümetin yapay zeka hırslarını beslemek adına başlattığı bu süreç, büyük teknoloji şirketleri için önemli bir kapı araladı. Veri merkezi geliştiricileri, hızlı planlama izinleri ve elektrik altyapısına kolay erişim gibi ayrıcalıklardan faydalanıyor. Rapor, bu yatırımların elektrik şebekesinde konut projelerini bile geride bırakabileceğine işaret ediyor. Bakanlık düzeyindeki bu yakın ilişki, kaynakların kimin çıkarları doğrultusunda kullanıldığına dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Yerel Yönetimler ve Halk Süreç Dışında Bırakılıyor
İlginç bir şekilde, beş farklı bölgeyi kapsayan ‘Yapay Zeka Büyüme Bölgeleri’nde etkilenen yerel belediyelerin yarısı, merkezi hükümetten hiçbir geri bildirim alamadıklarını belirtiyor. Hükümet, bu devasa tesislerin su ve elektrik tüketimi gibi çevresel etkileri konusunda ulusal çapta bir kamuoyu istişaresi yapmadı. Halkın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kararlar, kapalı kapılar ardında teknoloji devleriyle alınan mutabakatlar çerçevesinde şekilleniyor.
Lobi Faaliyetleri Şeffaflığı Zorlaştırıyor
Spotlight on Corruption’ın verileri, teknoloji şirketlerinin ‘döner kapı’ sistemiyle hükümet üzerinde ciddi bir nüfuz oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle DSIT (Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığı) kökenli dokuz kişinin şirketlere geçişi, politikanın belirlenmesinde kimin ne kadar etkisi olduğunu belirsizleştiriyor. Hükümetin ‘Yapay Zeka Enerji Konseyi’nde Microsoft, Google ve Amazon gibi devlerin bulunmasına rağmen çevre STK’larına yer verilmemesi, sürdürülebilirlik hedeflerinin sadece kağıt üzerinde kaldığı eleştirisini güçlendiriyor.
Uluslararası Standartlar ve Gelecek Beklentileri
Almanya, Kanada ve İrlanda gibi ülkeler kendi veri merkezi stratejileri için ulusal düzeyde kapsamlı istişareler yürütürken, İngiltere’nin bu konuda geride kalması dikkat çekiyor. Uzmanlar, hükümetin yeni bölgeler ilan etmeden önce şeffaflık kurallarını sıkılaştırması ve geliştiricileri çevresel maliyetler konusunda daha açık olmaya zorlaması gerektiği görüşünde birleşiyor. Aksi takdirde, yapay zeka odaklı bu büyüme hamlesi toplumsal güveni zedeleyebilir.
Büyük teknoloji yatırımlarının yerel halka danışılmadan yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yapay zeka altyapıları kurulurken çevresel ve toplumsal öncelikler mi yoksa ekonomik hız mı daha önemli olmalı? Yorumlar kısmında düşüncelerinizi bizimle paylaşın.









