Bu çalışma, arazi kullanımının verimliliği konusunda önemli bir tartışma başlatıyor. Golf sahalarının, özellikle yenilenebilir enerji kapasitesine kıyasla oldukça geniş alanlar kapladığını ortaya koyan araştırma, gelecekte bu alanların daha sürdürülebilir kullanımına dair yeni fikirleri gündeme getirebilir. Dünya genelinde 38.000’den fazla golf sahası bulunurken, bunların %80’i yalnızca 10 ülkede yoğunlaşmış durumda.
Golf sahaları, güneş enerjisi santrallerinden daha fazla alana sahip
ABD, 16.000 saha ile başı çekerken, İngiltere ve Japonya gibi ülkeler de önemli bir paya sahip. Çalışmanın en dikkat çeken noktalarından biri, bu sahaların yalnızca %25 ila %75’inin güneş enerjisi panelleriyle değerlendirilmesi halinde 281 GW ile 842 GW arasında ek kapasite sağlanabileceği. Bu rakam, mevcut kurulu güneş kapasitesinden bile daha yüksek.

Golf sahalarının çevresel etkileri de göz ardı edilemeyecek boyutta. Bu sahalar, büyük ölçekte su tüketimi ve kimyasal kullanım gerektirdiği için doğaya zarar verebiliyor. Araştırmacılar, golf sahalarının tamamen kaldırılmasını savunmasa da, bu arazilerin çok daha geniş bir kesime fayda sağlayabilecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar. Özellikle güneş panellerinin rüzgar türbinlerine kıyasla daha az yer kaplaması ve yüksek enerji verimliliği sağlaması, arazi kullanımı açısından yenilenebilir enerji yatırımlarının daha cazip hale gelmesini sağlayabilir.
Sonuç olarak, araştırma, mevcut arazi kullanımına dair bir perspektif sunarak, enerji ihtiyacının giderek arttığı dünyamızda daha sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Golf sahalarının yalnızca küçük bir kesime hizmet ettiği göz önüne alındığında, yenilenebilir enerji yatırımları için bu tür geniş arazilerin daha etkin kullanılabileceği fikri giderek daha fazla önem kazanabilir.